KURDELEM
Google

Tanım

Benim yaptıklarım ve sizden gelenleri ülkemin her köşesindeki meraklılarına ulaştırmak.


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

e-mail
nucumturk@yahoo.com

Kategoriler

  • BİREZİLYA NAKIŞI
  • CANTA
  • DESEN
  • FESHANE
  • KURDELE NAKISI ORNEKLERI
  • KURDELE NAKISI YAPIM ASAMALARI
  • MİNYATÜR;HAT;EBRU
  • NAKIŞ


  • kurdele nakışında elde katlamalı gül yapımı

    Burdan yapılışını anlamayan olursa fiyonk net'te video  olarak bulabilirler.

    Sevgilerimle.....

    Netten başka biryapılış şekli buldum .Size hangisi kolay geliyorsa onu yaparsınız.

    Video için:http://fiyonk.net/blog/

     

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Tarih: , 22/3/2007 Kategori: KURDELE NAKISI YAPIM ASAMALARI
    Yorum yaz

    ben çiçek yapmak istiyorum

    çok güzel gül denedim ama güzel olmadı

    Yazan: necla Tarih: , 26/5/2008

    Bağlantı

    Atomun Yapısı ve Elektriklenme

    Atomun Yapısı ve Elektriklenme
    İnsanoğlu, tarih boyunca elektrikle yakından ilgilenmiş ve elektriğin bir çok olayla ilgili olduğunu görmüştür...Günlük hayatta; yünlü bir kumaş parçasına sürülen tarağın kağıt parçalarını çektiğini, kazağımızı çıkarırken kıvılcımlar görüp çıtırtılar duyulduğunu, otomobilin dışındaki metal aksamına dokunulduğunda geçici bir elektrik şoku hissedildiğini biliyoruz...
    Bütün haberleşme sistemlerinden bilgisayarlara, kullandığımız elektronik malzemelerin çalışma sistemlerinde, enerjinin bir yerden başka bir yere nakledilmesinde, cisimlerin kendi şeklini muhafaza etmesine kadar birçok olay; elektrostatik kuvvet dediğimiz bir kuvvete bağlıdır...
    Petrol tankerlerinde yere değen zincirler, yüksek binalardaki toprak bağlantılı paratonerler, sözü edilen elektrostatik kuvvetin tahrip edici özelliğinden korunmak içindir...Durgun elektrik denen elektrostatik; atom altı parçacıkların etkileşimlerinden, şimşek ve yıldırımlara kadar çok geniş bir sahada yer alan özellikleri inceler...
    Maddenin temel yapısını oluşturan atomlar; elektron,proton ve nötron olmak üzere üç temel parçacıktan meydana gelmiştir. Proton ve elektronun elektriksel özellikleri birbirinden zıt olmasından dolayı protona (+) elektrona (-) yüklü denmiştir.Nötron ise yüksüzdür. Elektonun sahip olduğu yük "-e" ile gösterilirken, protonun sahip olduğu yük "+e" ile gösterilir.
    Nötr bir atom herhangi bir yolla elektron kazanmışşsa bu atoma (-) yükle yüklenmiş atom, elektron kaybetmişse bu atoma da (+) yükle yüklenmiş atom denir. Özetle; bir atomun yüklü olabilmesi için atomda ya elektron fazlalığı ya da elektron eksikliği olmalıdır. Protonların alınması veya verilmesi söz konusu değildir.

    İLETKENLER ve YALITKANLAR Elektrik yüklerini ileten cisimlere "iletken" aksi davranış gösteren cisimlere ise "yalıtkan" denir. Metaller, asit, baz ve tuzların sudaki çözeltileri, insan vücudu, toprak vb. iletkendir. Buna karşılık porselen, cam, kağıt, kauçuk ve gazlar yalıtkandır.
    Metallerin iletkenlik özelliği, serbest elektron bulundurmalarından kaynaklanır. Dış yörüngede bulunan ve serbestçe hareket edebilen elektronlar iletkenliği sağlar.Yalıtkan maddelerde ise dış yörünge elektronları, atoma sıkı sıkıya bağlıdır.Serbestçe hareket edemedikleri için, elektrik gibi ısıyı da iyi iletemezler.

    ELEKTRİKLENME ÇEŞİTLERİ Bir cismin elektriklenmesi için, bu cismin elektron kaybetmesi ya da kazanması gerekir.Cisimlerde elektron kaybı ya da kazancı, sürtünme, dokunma, çarpma gibi mekanik yöntemlerle sağlanabildiği gibi ısı ve ışık enerjisi verilerek de gerçekleştirilebilir. Bu bölümde sürtünme, dokunma ve etki ile elektriklenme üzerinde durulacaktır...

    SÜRTÜNME İLE ELEKTRİKLENME Saçlarımızı tararken veya yün kazağımızı giyip çıkartırken çıtır çıtır sesler duyarız.İpekli giyisilerimiz karanlıkta çıkartırken kıvılcımlar oluşmasının, bulutlar arasında şimşek çakmasının nedeni sürtünme ile elektriklenmedir. Nötr iki cisim, sıkıca birbirine sürtülürse; biri elektron alarak, diğeri elektron vererek etkilenir.
    Elektriklenmiş bir cam çubuk düşünelim... Diğer tüm cisimler gibi cam çubukta da atomlar vardır. Cam çubuğun yüksüz olması onda yük bulunmadığı anlamında değil, içinde eşit sayıda proton ve elektron olmasındandır.Tüm yüksüz cisimlerin içindeki protonların sayısı ile elektron sayısı birbirine eşittir.
    İpekli kumaşa sürtündüğünde, cam çubuğun artı yükle yüklendiği gözlenir.Bu durum bize, çubuk içinde başlangıçta eşit olan proton ve elektron sayısının ipekli kumaşa sürtüldükten sonra eşit olmadığını gösterir. Yandaki şekilde görüldüğü gibi cam çubuk ipekli kumaşa sürtülünce çubuktan kumaşa elektronlar geçer.Çubuk artı yüklü duruma geçerken kumaş da eksi yüklü duruma geçer.Başlangıçta yüksüz (nötr) olan bir plastik çubuk, yünlü kumaşa sürtülürse, plastik çubuk elektronlar kazanarak (-) ile yüklenir

    DOKUNMA İLE ELEKTRİKLENME Yüklü bir iletken cisim, yüklü veya yüksüz aynı tür bir iletken cisme dokundurulduğunda toplam yük (net yük) lerini dış yüzeylerinin büyüklüğüyle orantılı olarak paylaşırlar.Birbirine dokundurulan yüklü cisimler; eşit yarıçaplı özdeş küreler ise net yüklerini eşit olarak, farklı yarıçapta küreler ise net yüklerini yarıçaplarıyla orantılı olarak paylaşırlar.
    Yarıçapları r1 ve r2 olan iki kürenin birbirlerine dokundurulmadan önceki yükleri q1 ve q2 , sonraki yükleri q'1 ve q'2 olsun...
    Bu yükler arasındaki ilişki;
    Q1=Qtoplam/Rtoplam

    olur. Dikkat edilecek olursa küreler; q1+q2 net yükü pozitif ise ikisi de pozitif, negatif ise ikisi de negatif yükle yüklenmiş olur. q1 ve q2 yükleri zıt işaretli ve eşit büyüklükte ise toplam yük "0" olacağından küreler yüklenmemiş olurlar.Bu durumda q1 ve q2 yükleri birbirini nötrlemiş demektir. Sonuç olarak, dokunmayla elektriklenmede cisimler, net yükün cinsiyle yüklenmiş olurlar...

    ETKİ İLE ELEKTRİKLENME Yüklü bir cismin dokunmadan yüksüz bir cismi etkilemesine "etki ile elektriklenme " denir.Etki ile elektriklenme yalnız iletken cisimlerde görülür.Etki ile elektriklenmenin nedeni iletken cismlerde bulunan serbest elektronların yaklaştırılan yüklü cisim tarafından itilmesi ya da çekilmesidir.Yüklü cisim uzaklaştırılınca yüksüz cisimde meydana gelen etki ile elektriklenme yok olur...

    Elektroskop
    Elektroskop, bir ucunda metal küre ( veya levha ), küreye bağlı bulunan metal çubuk ve çubuğa bağlı, kolaylıkla hareket edebilen altın veya aliminyum yapraklardan oluşur...
    Bu tertibatın, hava akımlarından ve diğer dış etkilerdwen etkilenmesini önlemek için şekilde görüldüğü gibi cam muhafaza -cam kap- içine yerleştirilmiştir.Elektroskop yüksüz olduğu zaman yapraklar kapalıdır.Yüklendiğinde aynı tür yüklerin birbirini itmelerinden dolayı yaprak açılır....
    Yüksüz bir elektroskoba, yüklü bir cisim yaklaştırıldığında; topuz,cismin yüküne zıt, yapraklar ise etki yoluyla cisminkiyle aynı yükte yüklenir... Çok hafif olan ve aynı yükle yüklenen yapraklar birbirlerini iter ve açılırlar...Yüklü cisim elektroskoptan uzaklaştırıldığında, yükler ilk konumuna geleceğinden yapraklar kapanır ve kapalı kalır...
    Yüksüz elektroskoba yüklü küreciği şekildeki gibi dokundurursak, elektroskobun topuz ve yaprakları kürecikle aynı işaretle yükleneceğinden yapraklar iyice açılır.Yüklü kürecik uzaklaştırıldığında, elektroskoba geçen yapraklardaki yükler başka bir tarafa gitmeyeceğinden yapraklar açık kalacaktır.


    Coulomb Kanunu
    Aynı cins elektrik yüklerinin birbirini ittiğini, farklı cins elektrik yüklerinin birbirini çektiğini biliyoruz.... Coulomb Kanunu ; bu etkileşmenin nelere, nasıl bağlı olduğunu veren deneysel bir kanundur.
    Fizikçi Coulomb (Kulon) 1785 yılında yaptığı deneylerde burulma terazisi denilen bir düzenek kullanmış ve elektrik yüklü iki küçük küre arasındaki etkileşme kuvvetini oldukça duyarlı olarak ölçmeyi başarmıştır. Bir dizi deneyden sonra Coulomb, etkileşme kuvvetinin her küredeki yükle doğru, kürelerin arasındaki uzaklığın karesi ile ters orantılı olduğunu bulmuştur..
    Yükleri q1 ve q2, aralarındaki uzaklık d olan iki küçük verilsin.Kürelerin yükü artı, aralarındaki etkileşme kuvveti F olsun. Yapılan duyarlı deneylerde eğer q1 yükü iki katına çıkarılırsa F kuvvetinin de iki katına çıktığı gözlenmiştir. Eğer kürelerin arasındaki uzaklık (d) iki katına çıkarılırsa; kuvvetin, ilk değerinin dörtte birine düştüğü gözlenir..
    Bu gözlem F kuvvetinin d uzaklığının karesi ile ters orantılı olduğunu gösterir. F kuvveti q1 , q2 ve ile doğru orantılı olduğuna göre bunların çarpımıyla da doğru orantılıdır.
    Yük birimi olan Coulomb oldukça büyük bir değerdir. 6,3.10 elektrona 1 C denilmiştir. Coulomb Kuvveti ile iligi olarak dikkat edilecek bir başka nokta da bu kuvvetin, diğer bütün kuvvetlerde olduğu gibi vektörel bir nicelik olmasıdır.


    Elektriksel Alan
    Elektrik yüklerinin birbirine uyguladığı itme veya çekme kuvveti, uzaktan etki biçimindedir.Bu kuvvet için arada bir maddesel bağlantı olması gerekmez. Elektrik yüklerinin arada bağlantı olmaksızın birbirine nasıl kuvvet uyguladıkları bir sırdır ve henüz çözülmüş değildir.Ancak, olayı açıklayabilmek için bir yükün kendi çevresinde bir "alan" oluşturduğunu söyleyebiliriz.Elektrik alanı kavramı bu nedenle ortaya çıkmıştır.

    Uzayın herhangi bir bölgesinde, pozitif birim yük (q =+1)başına düşen kuvvete elektrik alanı denir. E ile gösterilir.Elektrik alanı vektörel bir büyüklüktür.

    ELEKTRİKSEL ALAN İÇİNDEKİ YÜKLÜ CİSİMLERE ETKİYEN KUVVET Pozitif birim yüke etkiyen kuvvete elektrik alanı (E) demiştik.O halde q yüküne etkiyen kuvvetin büyüklüğü de F=qE kadardır.
    YÜKLERİN ÇEVRESİNDEKİ ELEKTRİK ALAN ÇİZGİLERİ Elektriksel alan, pozitif birim yüke etkiyen kuvvet olduğundan, yönü de pozitif yükü etkiyen kuvvet yönündedir.Yani elektrik alan çizgileri pozitif yükten dışa doğrudur.Negatif bir yük; pozitif birim yüke kendisine doğru bir kuvvet uygulayacağından, negatif yükün oluşturduğu elektrik alanı içe doğrudur.
    Elektriksel alan kuvvet çizgilerinin özellikleri aşağıdaki gibidir; -Bu çizgiler, her noktada elektrik alan vektörüne teğet olur. -Birim yüzeyden geçen elektrik alan çizgilerinin sayısı, bu bölgedeki elektrik alan şiddetiyle doğru orantılıdır. -Elektriksel alan çizgileri pozitif yüklerden çıkıp negatif yüklere gelecek şekildedir. -Elektrik alanı içindeki her noktadan, ancak bir alan çizgisi geçebilir.Buradan alan çizgilerinin birbirini hiç kesmeyeceği anlaşılır.
    YÜKLÜ İKİ DÜZLEM LEVHA ARASINDAKİ ELEKTRİK ALANI Zıt yüklü iki düz metal levha arasındaki elektriksel alan yaklaşık olarak düzgündür.Levhalar arası uzaklık , levhanın boyutuna göre küçük olursa, bu durum söz konusudur.Şekilde görüldüğü gibi zıt yüklü iki levha arasında pozitif levhadan, negatif levhaya doğru bir elektrik alanı yönelmiştir.



    elektrostatik dönem ödevi subjectdata1.doc


    Logged



    BEDAVA ÖDEV İNDİR

    --------------------------------------------------------------------------------
    ödevi,ödevleri,bedava,indir,ödev


    Logged




    Sayfa: 1 Yukarı git Yazdır

    « önceki sonraki »


    Gitmek istediğiniz yer: Gitmek istediğiniz yer: ----------------------------- müzik ----------------------------- => video klip izle ----------------------------- BEDAVA ÖDEV İNDİR ----------------------------- => Arkeoloji - Jeoloji => Avrupa Birliği => Bankacılık => Basın Yayın => Bilgisayar - İnternet => Bilim - Teknoloji => Biyografi => Biyoloji => COĞRAFYA => Denizcilik => Din & İlahiyat => Dış Ticaret => Dünya & Ülkeler => EDEBİYAT-TÜRKÇE => Eğitim => Ekonomi & İşletme => Elektrik - Elektronik => Felsefe => Fen - Fizik => Genel Kültür => Gıda Sektörü => Halkla İlişkiler => Havacılık ve Uzay => KİTAP ÖZETLERİ => Matematik => Hayvancılık - Tarım => Hukuk => İktisat => İnşaat - Yapı => İstatistik => Kimya => Madencilik => Makine => Mimarlik - İç Mimarlık => Muhasebe & Maliye => Mühendislik Bilimleri => Müzik => Psikoloji => Reklamcılık & Pazarlama => Sağlık - Tıp => Sanat => Sınavlar => Sigortacılık => Sinema - Televizyon => Siyasal Bilimler => Sosyal Bilgiler => Sosyal Bilimler => Sosyoloji => Spor => Tarih => Tekstil => Turizm => Yabancı dil - Lisan => Ziraat => Anne-Baba Eğitimi ----------------------------- Yönetim ----------------------------- => Silinen mesajlar => Cellotin yönetim


    Yazan: isimsiz Tarih: , 9/12/2007

    Bağlantı

    İrtibat İrtibat İrtibat İrtibat İrtibat İrtibat İrtibat

    İrtibat

    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.comİrtibat İrtibat

    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.comİrtibat

    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.comİrtibat İrtibat

    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.com
    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com İrtibat

    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.comİrtibat

    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.com
    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com İrtibat

    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.com
    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com İrtibat

    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.com
    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com İrtibat

    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.com
    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com








    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com





    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.com
    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com


    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com İrtibat

    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.com
    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com




    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com


    Mail adresimiz: tahrim8@yahoo.com
    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com


    Msn adresimiz: tahrim8@yahoo.com


    Yazan: isimsizİrtibat İrtibat Tarih: , 9/12/2007

    Bağlantı

    hastanelerrrrrrrrrrrrrrr

    Hastaneler yalnız, yatan hastalara mahsus değildi. Ayakta tedavi de yapılırdı. Her gelen hastanın tedavisi yapılır ve fakir olduğunu beyan edenlere (başkaca bir vesika falan istenmezdi) bedava ilaç verilirdi. İstanbul, Edirne gibi büyük şehir hastaneleri aynı zamanda hekimlerin ihtisas yeri idi. Hekimler burada, her dalda ihtisas yaparlardı. Umumî ve yalnız bir tip hastalığa mahsus olanları dünyaca ünlüdür. 1451'de kurulan Edirne ve 1514'te kurulan Karacaahmed (İstanbul) cüzzam hastaneleri de tıp literatüründe ünlüdür. Zira XIX. asırdan önce cüzzamlılar, Avrupa'da hastaneye alınmıyor, ıssız yerlere sürülüp kaderlerine terk ediliyorlardı. Dışarıdan ayak üstü tedavi ve ilaç almak için gelenler, sabahtan öğleye kadar kabul ediliyorlardı. Öğleden sonra, yalnız yatan hastalarla uğraşılıyordu.

    hastaneler bir iki istisna ile yalnız müslümanlar için değildi, "Allah'ın kulları olan bütün beşeriyete" açıktı. Batı'daki hastaneler ise yalnız ülkenin mezhebindeki mezhepten hasta kabul ederdi.

    150 ilâ 300 hasta tedavi edebilen hastaneler vardır. Bir kaçı, hem müslüman, hem hristiyan hastayı, ayırmaksızın kabul eder. Kadınlara mahsus hastaneler de vardır. Bazı hastanelerde de kadınlara mahsus kısımlar bulunur ve bunlar, mutlak şekilde erkek hastalara ait kısımdan ayrılmıştır. Kadın hastalar, mutlaka kadın hastabakıcılar tarafından bakılır. Hekim olmayan hastane mensubu, kadın hastanın yanına bile yaklaşamaz.

    Daha 1396'da Schiltberger, Bursa'da her dînden hasta kabul eden 8 hastane bulunduğunu yazmaktadır. Bundan tam bir asır sonra da Cantacasin (s.204), Sultanmehmed (Fatih) hastanesi'ni anlatırken, Müslüman, Hristiyan ve Yahudi hasta kabul eden, hastalarına çok büyük ihtimamla bakan, fevkalâde büyük geliri olan bir müessese olduğunu söyler.

    İmâretler

    Çok büyük bir sosyal yardım müessesesi imâretti. İçlerinde hayret uyandıracak derecede muazzam olanları varı. Nisbeten küçük bir müessese olan I. Sultan Murad'ın İznik'teki İmârethanesi bile, günde 2000 muhtaca yemek dağıtıyordu.

    İstanbul'da II.Bayezid İmâreti, günde 1000 muhtaca iki öğün yemek dağıtıyordu (Sarrâf Hovennesyan, v 72; İnciciyan tercümesi, 135, not 2). Kânûni'nin yaptırdığı Süleymâniye İmâreti'nde ise, medresenin 600 softası ve hastalar dışında sayısız muhtaca yemek veriliyordu (Hovennesyan, v. 68; İnciciyan, 135, n.3). Bu imâret, bir büyük mutfakla üç yemek salonundan ibaretti. Arka tarafta, yolcuların hayvanları için bir ahır vardı ve burada da yolcuların hayvanları bedava yiyip tımar ediliyordu. Fakat bir yolcu, bu şekilde ancak üç gün ve tabiatiyla tamamen bedava misafir ediliyordu. Misafir yolcuların beş kişisi bir sofraya alınıyor ve her öğünde böyle 40 sofra kuruluyordu. Demek ki yalnız yolcu sıfatıyla günde 200 kişi yemek yiyordu. Her yolcuya günde 50 dirhem bal, misafirin hayvanına günde bir şinik arpa veriliyordu. Padişahın vakıf şartı böyleydi.

    Vakıflar ve Sosyal Yardım

    D'Ohsson (II,460-1) şöyle diyor: "İmâretlerde fakirlere her öğün bir ekmek, bir tabak dolusu koyun eti ve bir tabak dolusu sebze verilmektedir. Fakir olarak tanınmış ailelere ayrıca günde 3 ilâ 6 akça nakdî yardım yapılıyordu."

    Fatih imâret ve kervansarayında her şeyin mükemmel ve bedava olduğunu, orada yalnız fakirlere değil, kibar yolcuları da gözleriyle gördüğünü nakleder.

    II.Murat'ın 1436'da yaptırdığı Edirne'deki Muradiye İmâreti için 436718 akça gelir getiren vakıflar temin etmişti.

    1611 yılı haziranında Polonyalı Simeon, Edirne'ye gelmiştir. "İstanbul-Edirne yolunun iki tarafı kâmilen kaldırım döşelidir". Her konakta hanlar, hastaneler, kervansaraylar, hamamlar vardır. Her menzildeki imâretlerde yolculara günde iki öğün bedava pilav, yahni (et), zerde ve iki fodla(ekmek) verilmektedir. Hayvanlar aynı şekilde bedava bırakılmaktadır. Kervan, bin kişilik olsa gene aynı ihtimam gösterilmektedir.

    XV. asrın ilk yıllarında Bursa'da 7 imâret vardı. Alman gezgini Schiltberger'e göre bu imârette "Hristiyan, Mûsevî veya putperest olmasına bakılmaksızın, her yoksul, yiyip içebiliyordu." (Telfer nş., s. 404). Bu yazar, Bursa'nın 1400 yıllarında, Yıldırım Bayezid devrinde, Osmanlı taht şehri Edirne'ye nakledilmeden hemen önceki yıllarda, Bursa nüfusunu 200000 olarak vermektedir.

    Kervansaraylar

    Çok büyük hayır müessesesi olduğu kadar, ticareti ayakta ve yolları canlı tutan bir kuruluş, kervansaraylardır.

    Kervansarayların daha mütevazı olanlarına "han" denilmektedir. (Vakıf olmayan yolcu hanları yani bugünkü oteller ve şehirlerdeki ticaret hanları ile karıştırılmamalıdır.) Han ve kervansarayların ekserisinin vakıfnâmesinde, yolcuların, hayvanları ile beraber, üç gün misafir edileceği, yedirilip içirileceği şartı vardır.

    Bunlar, mimari bakımından da çok büyük sanat eseri olan muhteşem yapılardır. Sir Paul Ricaut (II,495): "Türkler'in bu binaları, son derece muhteşem yapılardır ve Türk eyaletlerinde pek çoktur." der. Havza gibi mütevazı bir kasabada (Doğu Trakya) böyle iki vakıf hanı vardı, yolcular bedava ağırlanırlardı. Çok büyük gelirli vakıflar tahsis edilmişti. Gelirleri ekseriya artardı. Meselâ Çatalburgaz'da İstanbul-Edirne yolu üzerinde Mustafa Paşa Kervansarayı'nın yıllık gelir fazlası ile haftada bir gün, civar köylere bedava yemek dağıtılıyordu.

    "Anadolu'ya yollar üzerinde her fersahta kervansaray vardır. Bunlar, başka ülkelerde hiç görülmeyen hayır müesseselerdir." Daha XIII. asırda birinci imparatorluk Türkiyesi'nde, üç saatlik mesafeye bir kervansaray kondurulmuştu ve bu Selçukoğulları'nın eseriydi, başka ülkelerde yoktu.


    Türbeler

    Türbelerin bakımı için de vakıflar yapılmış olması tabiîdir. Bunların en muazzamı Eyüp Türbesi idi. 10 türbedar, 72 hafız olmak üzere türbenin hizmetinde 117 kişi bulunuyordu. (T. Öz, İstanbul camileri, I, 55). Zira dünya müslümanlarının büyük ziyaret yerlerinden biriydi ve her gün binlerce ziyaretçisi bitip tükenmek bilmezdi. Avlusundaki binlerce leylek ve güvercinin beslenmesi için de tertibat alınmıştı. (Şimdi leylek çok azalmıştır.)

    Çok ziyaret edilen ikinci türbe, Fatih Türbesi idi. Dindarâne bir titizlikle bakılırdı. 12 daimî hizmetkârı vardı. Ayrıca 90 kadar hafız, her biri günde 16 dakika Kur'ân okumak üzere her gün münâvebe ile türbeye gelirdi. Bu suretle 1481'den 1924'e kadar 443 yıl boyunca, Fatih'in başucunda, bir dakika olsun Allah kelamı eksik olmamıştır.


    Su Vakıfları

    Son derece sevap sayılan vakıflardan biri, su vakıfları idi. Her taraftan su akardı. Bazı camilerde -abdest almak için- yaz kış sıcak su akması, o caminin vakıfnâmesi icabı idi.

    Su vakıflarının en büyük masraflıları şüphesiz suyolları ve barajlardır. Su bulunan bir yerden, nüfusu kalabalık bir iskân mahalline su vermektir. Meselâ Kânûnî, Mekke'ye bol su getirtmiş ve Harem-i Şerif'i 360 kubbe ile örttürmüştü.

    Oyu Puanı: 3 - Ortalama: 4.67



    Yorum Gönder Değerlendir


    Yazan: isimsiz Tarih: , 9/12/2007

    Bağlantı

    slm

    kurdele nakışını çok beğenmeme rağmen,hiç yapmadım.çok güzel anlatmışsın.cesaret verdin,bakalım belki bir gün denerim.sevgiler

    Yazan: hazalcan Tarih: , 21/4/2007

    Bağlantı

    Merhaba

    Sağlığım el verdikçe devam edceğim hiç merak etmeyin .Yorum bırakan herkese sevgilerimi gönderiyorum.
    Nursen Türksoy

    Yazan: kurdelem Tarih: , 24/3/2007

    Bağlantı

    kurdela meraklısı

    motifler gerçekten çok güzel.yapımını anlattığınız için gerçekten çok teşekkür ederim.çünkü ben böyle şeylere çok meraklıyım ama 2 yaşında bir kızım olduğu için kurslara katılamıyordum.oyüzden sayfanızı görünce çok sevindim anlatımlarınızın devamını dört gözle bekliyorum.umarım yazdıklarımı okursunuz ,okuyorsanız sizi tanımıyorum ama sevgilerimi gönderiyorum.

    Yazan: ankaradan Tarih: , 24/3/2007

    Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->